12 Ağustos 2010 Perşembe

Mine Vaganti - Serseri Mayınlar - Yoksa hala izlemediniz mi?

Bu sene gösterimdeydi. Mart ayında.
İtalya'da yaşayanTürk asıllı yönetmenimiz Ferzan Özpetek'in filmi Serseri Mayınlar.
Harika bir film, eğer kaçırdıysanız hiç durmayın hemen bulun seyredin derim.

Güney İtalya'da Lecce'de, küçük bir kasabada yaşayan ve makarna fabrikaları olan bir ailenin içinde geçiyor hikaye.

Bu şirin kasaba harika bir sahne olmuş filme, dar, taştan sokaklar, eski ve sütünlu binalar, ve bahçe içinde çok odalı bir çiftlik evi.

İtalyan ailesi tam ezberimizdeki gibi, 3 kuşak beraber yaşıyor, büyükanne, bekar bir kızı, evli bir oğlu karısı ve ikisi bekar erkek, biri evli kız torunları, iki hizmetçi, yemek saatlerinde çeşitli yiyeceklerle donatılmış sofralarda keyifli yemekler yeniyor, herkes birağızdan hızlı hızlı konuşuyor.

Buraya kadar normal. Küçük torun Tomasso Roma'ya işletme okumaya gitmiştir, ağabeyi ise fabrikanın başındadır. Tomasso birgün tatile ailesinin yanına gelir. Artık ona ağır gelen sırlarını ailesiyle paylaşmak ister. İşletme okumamış edebiyat bölümünü bitirmiştir ve üstelik "eşcinsel"dir. Babası onun fabrikanın başına geçmesini istemektedir. Tomasso ise bu sırlarını söylediğinde babasının onu kovacağını ve Roma'ya özgür bir şekilde döneceğini ümit etmektedir.

Bir akşam yemeğinde bu sırrını paylaşacağı sırada, ağabeyi kendisinin "gay" olduğunu söyler ve bütün aile şaşkına döner.

Tomasso'nun planları alt üst olur. Aile çok tutucu fikirleri olan kişilerdir (büyükanne hariç), baba kalp krizi geçirir hastanelik olur, ve oğullarını kovarlar.

İşte filmin başlangıcı böyle, filmin devamında aile biryeleri hakkında biraz daha derin ve geçmişlerine dayalı bilgiler ediniyoruz. Hepsinin hayal kırıklıkları, yaşanamamış hayalleri, ve özellikle başkaları için yaşanmış hayatları olduğunu görürüz.

Ferzan Özpetek birkere daha eşcinsel temalı bir film ile bu olguyu kuşaklar arası bakış açısıyla ele alıyor. Varlığını anlamlandırmak amacıyla soyunu devam ettirme düşüncesine sahip bir babanın, oğlunun eşcinsel olduğunu öğrendiğindeki duyguları da son derece normal ve günümüzde yaşanıyorken, eşcinsel kimlik sahibi olmak ve yaşamak ta o kadar normal diyor. Düşüncelerin, inançların ve önyargıların yıklıması gerekliliği ve önce insan olma gerçekliğinin kabul edilmesini vurguluyor.

Film boyunca eşlik eden muhteşem müzikler ise derhal bir soundtrack albümünün alınması gerekliliğini gösteriyor. Filmin sonunda bir Sezen Aksu sürprizi bile var!

Filmden unutamadıklarım:

- Tomasso'nun Roma'dan gelen eşcinsel arkadaşlarının her sahnesi çok güldürdü beni

- Gece sokak çekimlerine bayıldım, Loş bir sarı ışık, birtek araba bile park edilmemiş boş ve dar sokaklar, özellikle ağabey kardeşin kavga ettikleri sahnenin çekildiği mekan çok güzeldi.

- Tomasso'nun arkadaşlarının denizdeki dansları.

- Tomasso ve babasının haber yayıldıktan sonra halkın içine ilk çıktıkları gün, babasının gülücüklerle sokakta yürüyüşü, ve duygu patlaması yaşadığı an.

5 yorum:

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

ben hala izleyemedim ve meraktan çatlayabilirim :)

ceren dedi ki...

filmin adını her duyduğumda kocaman bir gülümseme yayılıyor dudaklarıma (çok mu şiirsel oldu:)

Gaye Eksen dedi ki...

Sinem'cim o kadar ballandirdin ki hemen "to watch" listeme aliyorum. Tesekkurler, bizi haberdar etmeye devam et!

Minormax dedi ki...

Güzel bir yazı. TEşekkürler.

Özellikle Filmden unutmadıklarım'a katıldığımı söylemek isterim..

www.sinekiyatri.blogspot.com adresinde de filmle ilgili yorum var..

Sanat Notlari dedi ki...

Banucum, e hadi, durma, hemen bul izle, beğenmeyen yok, garantili film:))

Cerencim, bana da aynı etkiyi yapıyor, günlerdir harkese öneriyorum seyredin diye:))

Gayecim, yorumunu merak ediyorum,

Minormax, teşekkür ederim, yorumunu okudum, özellikle yönetmenin hayatı ve röportaj bilgileri ilgimi çekti. Buarada gerçekten Tomasso'nun gözleri Serra Yılmaz'ınkine benziyor:))