7 Aralık 2010 Salı

Dolls - Takeshi Kitano (2002)

Dolls

Senarist ve Yönetmen: Takeshi Kitano
Ülke: Japonya
Yıl: 2002

Film, bir "Bunraku" oyunuyla açılış yapıyor.

Bunraku, 17.yy da Japonya'da doğmuş geleneksel bir kukla tiyatrosu. 1m civarında olan bebekleri elleriye oynatan kuklacılar, onları seslendiren bir okuyucu ve mızrapla çalınan üç telli bir Japon çalgısı olan Şamiseni çalan çalgıcadan oluşuyor bu gösteri.

Bu etkileyici açılıştan sonra birbirlerine bellerinde uzun bir iple bağlı genç bir çifti yürürken görürüz. Eğer açılıştaki kukla tiyatrosnun iyi takip ederseniz bu geçişi çok anlamlı bulacaksınız. Bu noktada kukla tiyatrosunun devamı niteliğinde gerçek kişilerle anlatılan bir öyküyü izleyeceğimiz algısı oluşmakta.

Düz bir zaman çizgisinde ileremeyen senaryo da her sahne bir sonrakine kehanette bulunur şekilde hazırlanmış.Kahramanların hikayesine orta noktadan dahil olup, sebep ve sonuç ilişkilerini tüm filmle keşfediyoruz.

Bu aslında üç hikayenin bileşiminden oluşan bir kurgu. Birbirlerinden bağımsız hikayeler, ama küçük detaylarla kesişimler yaratılmış. Üçünün buluştuğu ortak payda ise bir aşkın sorgulanışı ve taraflardan birinin bencilce davranışı sonucu varılan noktalar.

Yönetmenin her karede neyi anlatmaya çalıştığını elbette bilemeyiz. Altyazı olarak da burada bunu söylemeye çalışıyorum bakın bu sahnede ki simgelerle şunu ifade ediyorum gibi bir yöntem yok. Bu zaten onun da umrunda değildir herhalde ama genel bir algıyı oluşturduğuna inanıyorum.
Az ve öz olayın  fikrinin verildiği ama daha çok simgelerle ve kahramanların davranışlarıyla anlatılmaya çalışılan bir film bu.

Takeshi Kitano bir röportajında şöyle demiş. "Benim genelde karamsar gri tonlarda filmler yaptığım söylenir, aslında ben renkli film çekiyorum. Bu film için harika manzaralarla dolu demeleri benim için yeterli ve memnu edici olur."

Takeshi Kaitano genelde filmlerinde rol alır fakat bu filmde almamış sbebep olarak da şöyle diyor. "Kostümler pek bana göre değildi sanırım, onları giyip dolaşmaya utanırdım."

Filmden Notlar:

-Ana hikayedeki kahramanların yürüyüşüne fon oluşturan mevsim geçişleri büyüleyiciydi. Özellikle Japonya'nın ilkbaharını muazzam bir manzarayla izleyebiliyoruz.

- Kahramanların geçmişiyle bugünü ilişkilendiren ve zamanın etkisini yansıtan küçük göndermeler etkileyciydi.

- Ve elbetteki Bunraku kukla tiyatrosu çok enteresandı. Kuklaları oynatan adamların sahnede olmaları geleneklerine na kadar sadık olduklarını ve hala bu sanatı yaşattıklarını gösteriyor, çünkü teknolojiyle kuklayı uzaktan idare etmenin mümkün olacağını düşünüyorum ama oynatıcıların orada olması ve zarif hareketleri hiç yadırganmıyor.

8 yorum:

ceren dedi ki...

ben filmi sinemada arkadaşlarımla izlemiştim, herkes sıkıcı bulmuştu, hatta "siz ne anlarsınız sinemadan" gibilerinden bir nutuk çekmiştim:) özellikle renklere, görüntüye vurulduğumu hatırlıyorum.

Biblio dedi ki...

Hayranı olduğum filmlerdendir, çok sevmiş ve sivrisinemada bir yazı yazmıştım üzerine. Çok bilinen çok sevilen bir film değildir ama bu onun bir başyapıt olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir kez daha andığınız için teşekkür ediyorum.

Sanat Notları dedi ki...

Bu filmi sinemada seyretmek de ayrı bir gzüel olsa gerek Hele şu Japonyanın doğal güzelliklerini gösteren sahneler, sonbaharın kırmızısı, ilkbaharın taze çiçekli dalları:))
Ama herkesin tazrı olmayabilir, simgesel ağırlıklı, tabi Amerikan sinemasının hızına alışmısız bunlar birinci vites hızlı filmler zor geliyor çoğu kişiye arkadaşım:)

Meyvelitepe dedi ki...

Kitano bu filmle sanki batı sinemasıyla alay ediyor. "Bakın, iyi bir film böyle yapılır ve bu filmi iyi yapan şeyi bulamazsınız" der gibi.

Bir kaç kez izleyip, her defasında aynı lezzeti aldığım, ve gerçekten de bu filmi bu kadar güzel yapan şeyi tam olarak keşfedemediğim bir film.

Uzak doğu filmlerinin bazılarında rastlanır bir özellik.

sağlık dedi ki...

iyi film böyle yapılır

Sanat Notları dedi ki...

Meyvelitepe hoşgeldiniz:)
Uzakdoğunun dinginliği ve bilgeliği filmlerine de yansıyor sanırım. Batı'nın maddiyatçı, aceleci, bencil ruhuna karşılık Uzakdoğu'nun sessiz, derin, özverili ve saygılı kişiliği çok rahat fark ettiriyor kendini.
Ben çok büyük keyif alıyorum izlerken:)

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

Kitano aşka saygı duruşunda bulunuyor.. Tüm enerjisini vererek çektiği bir şiirsel ve görsel şölen. Bayılırım bu filme..

ddarko dedi ki...

Filmi tam hatırlayamıyorum, izleyeli epey oldu ama o zamanlar çok etkilendiğimi biliyorum. Sevdiği şarkıcı gözlerini kaybetti diye kendisini kör eden bir karakter vardı diye hatırlıyorum. İşte o karakteri Kitano'nun özel şoförü canlandırıyordu. Adam Kitano'ya hayranmış, Kitano da öyle bir güzellik yapmak istemiş adama.