3 Ocak 2011 Pazartesi

The Good Heart - Dagur Kari

Yönetmen: Dagur Kari
Oyuncular: Paul Dano, Brian Cox
Yıl: 2010

New York'da sadece 13 tane müdavimi olan bir barı işleten, ve barın üstündeki çatı katında köpeğiyle yaşayan, çabuk öfkelenen, sert tavırlı, huysuz bir barmen olan Jacques sürekli kalp krizi geçirmektedir. Yine hastaneye kaldırıldığı bir gün yanındaki yatakta yatan ve intihar girişiminde bulunmuş genç evsiz Lucas ile tanışır. Lucas hayattan hiçbir beklentisi kalmamış ama buna rağmen insani duyguları çok gelişmiş bir genç delikanlıdır.
Jacques Lucas'ı yanına alır ve ona barmenlik ve işletmecilik hakkında bildiklerini öğretmeye başlar. Jacques'ın herşeye karşı öfkeli ve sert tutumuna karşın Lucas yumuşakbaşlı, iyiliksever ve minnettar tavırları olan biridir.
Zaman ve gelişen olaylarla Lucas, Jacques'ın hayatında çok önemli bir role sahip olacaktır.

Filmle İlgili Notlar:

  • Dagur Kari merak ettiğim bir yönetmendi. Kendisi İzlandalı ve bağımsız sinemacı. Filmlerini kendi yazıp yönetiyor. Bu tarz çalışan yönetmenler daha çok ilgimi çekiyor açıkçası, derdini daha samimice ortaya koyabiliyormuş gibi geliyor. Tutunamayanlar ve Buzdan Hayaller diğer öne çıkan filmlerinden.
  • Bu filmdeki derdi ise iki zıt karakterin birbirleri üzerindeki etkisinin yanısıra organ bağışına dikkatleri çekmek. Bunu zaten filmin başında hemen anlıyoruz. Lucas'ın hastane personeline hayatını kurtadıkları için teşekkür olarak  önce spermlerini teklif etmesi daha sonra ise organ bağışı yapabileceğinin söylenmesi üzerine tüm bedenini bağışlamayı istemesi filmin hikayesinde bunun öneminin ortaya çıkacağının işareti aslında.
  • Dagur Kari güzel bir hikaye yaratmış ama iki saate sığdırılması zor da bir konu seçmiş. Yani bu bir kitap olsa tadından yenmezdi. Ama filmde karakter gelişim ve davranış değişiklikleriyle iligili bazı detaylar atlanmış ve hızlı geçilmiş ister istemez. Özellikle yaratılan karakterlerin filmin başlangıç noktasından önceki yaşantılarıyla ilgili hiçbir ipucu vermiyor bize yönetmen. Mesela Lucas neden evsiz kalmış ve kendini hayvan diye tanımlarken nasıl bukadar insani özellikleri barındırmakta. Bunun yanısıra Jacques eden hayata karşı öfkeli, neden kadınlara karşı mesafeli niye kimseye güvenmiyor. Dediğim gibi bu bir romana konu olsa yüzlerce sayfalık harika bir kitap ortaya çıkardı. Hatta tam da Paul Auster'un kalemine uygun bir hikaye bu:))
  • Flue olan bir diğer karakter ise gecenin bir yarısı hayatlarına giren davetsiz misafir April.
  • İyi bir konu seçimi, geliştirilebilir bir senaryo, iyi kalite oyunculuklar ve bağlanması gerektiği gibi bir hikaye sunuyor bize.

4 yorum:

Müge dedi ki...

Sinemcim yine ne güzel ve akıcı anlatmış ve yorumlamışsın.. insanın hemen bulup seyredesi geliyor..

ellerine sağlık :)

Aslısın dedi ki...

Ben de sevmiştim filmi, kitabı olsaydı ve detaylarla uzun uzun okusaydım, evet kesinlikle bayılırdım buna.

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

Ben bu filmi atlamışım. hemen izlemem lazım. Sinem yazın çok güzel. Eline sağlık..

Berna dedi ki...

İzlemeli gerçekten, ilgimi çekti. Teşekkürler Sinem :)