24 Şubat 2011 Perşembe

Dört Kişilik Bahçe - Şehir Tiyatroları

Geçen yıl kendimce yaptığım geleneksel Çarşamba 15:00 seansı Şehir Tiyatroları ziyaretime bu yıl ara vermiştim. Bu sezon çok fazla yeni oyun eklenmedi, geçen yıldan da konusunu kendime yakın bulmadığım oyunlar geriye kaldığı için benim de gidesim yoktu. Bir tek Kabare tekrar sahnelense birdaha izlemek isterdim ama bir haber çıkmadı.
Bu kadar aradan sonra artık bir oyuna gitmeliydim ve aralarında bana cazip görünen birine alıverdim bilet.



Dört Kişilik Bahçe, Murthan Mungan'ın gençlik yıllarında Master tezi olarak, “Aynı Malzemenin Üç Ayrı Türde Yazılması ve Yazarlık Sorunları Açısından İncelenmesi” başlığıyla, ‘uzun hikâye’, ‘senaryo’ ve ‘radyo oyunu’ olarak yazdığı bir hikaye. Öykü ilk olarak Mungan’ın Son İstanbul adlı kitabında yayınlanmış.

Oyuncular:
Ayşe Kökçü, Sevil Akı, Metin Çoban, Esin Umulu

Konusu kısaca şöyle,

İstanbul'da çok güzel günlere tanıklık etmiş konak yaşayanlarıyla birlikte yaşlanmıştır. Konakta bunak bir paşa, ve hayalkırıklıklarıyla dolu bir anne ve iki kızının birbirleriyle yüzleşmesine tanıklık ederiz. Üç çocuğundan en sevdiği olan oğlu 10 yl önce Amerika'ya kaçmıştır, küçük kızı ise 7 yıl önce kabul görmeyen kocaya kaçmıştır. Evin büyük kızı hiç evlenmemiş ve annesi ve dedesiyle yaşamakta, parasal durumlarının kötülemesiyle kışlık konaklarını satıp yazlık konağa taşınmışlardır. Hatta bu konak da ipotek edilmek zorundadır.
Günlerden birgün küçük kız kardeş eve bir bavulla döner.
Tüm hayalkırıklıkları, suçlamalar, boşa geçmiş yıllar, kırgınlıklar, hüzün, konağın dört bir yanını sarar. En büyük yüzleşme ise çocuklarına soğuk ve mesafeli olan anne ve kızı arasında yaşanacaktır.

Notlar:
- Şehir Tiyatroları sahne dekor ve tasarım konusunda çok başarılı. Yukarıda ki resimde de görüldüğü gibi şahane bir dekor vardı. Bayıldım açıkçası, eski bir ağaca dayalı konak ve eşyaları ile sonbahar yapraklarının halı oluşturduğu bahçe. Işıklandırmada renk seçimi, tonlamalar, fonda çalan ud hepsi fevkalade bir atmosfer yaratıp konunun bütünlüğünü başarıyla sağlıyordu.

- Bu oyunu seçmemdeki en büyük etken yazarının Murathan Mungan oluşuydu. Geçen sezon da onun "Binali ile Temir "adlı oyununu izlemiştim ve çok beğenmiştim. Bu sene de yine sahneleniyor. Yazım için buraya tıklayabilirsiniz. O hikaye metaforlarla dolu ve yine sanki bir aile ilişkisini anlatıyordu. Dört Kişilik Bahçe'de ise hiç sembol ve dolaylı bir yol kullanmadan doğrudan aile içi ilişkiler ele alınmış klasik bir anlatım tarzı hakim.

- Ağır bir oyundu doğruyu söylemek gerekirse. Hatta balyoz gibiydi.
Ama gerçekçi bir dille yazılmış.
Ön plana çıkarılan fikir değişimin kaçınılmaz olduğu ve buna ayak uyduramayanların kendi hapishanelerini yaratacağı.
Karakterleri incelediğimizde aslında bu değişimin parçası olmaya hiçbir zaman çaba sarfetmedikleri, belki bundan korktukları ve geçmişi hep günümüze taşıma arzuları olduğunu görüyoruz. Bunun sonucu hepsinde hüsran oluyor elbette. Yalnız küçük kız kardeş yaşamın rüzgarıyla savrulmayı seçmiş fakat bir noktada özlemlerine kavuşamayacağını anlamıştır.

- Oyunla ilgili benden bu kadar tüyo yeter, karar vermek size kalmış.
Yalnız şunu da eklemeli:
Her izlenen eser yeni bir vizyon ve yeni hayaller yaratır.

4 yorum:

Defne Soysal dedi ki...

Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş.Okurken tam dekor ne kadar profesyonel diye düşünürken notlarınıza denk geldim.Aynı fikirdeyim.Seyirciyi oyunun içine çekme konusunda oyuncuların rol yeteneği, müzikler ve senaryonun başarısı kadar önemli.Hepsi bir arada olması çok nadir oluyor malesef. Ancak Murathan Mungan gerçek bir duygu adamı. Kendi adıma iyi bir yazarın, usta oyuncularla bir de iyi bir dekor, tiyatroyu seyirci için keyifli tiyatro için başarılı yapıyor.

Tibetin annesi dedi ki...

Dekor gerçekten harika görünüyor. Böyle sinema ve tiyatro yazılarını okuyorum, ağzım sulanıyor ama gidemiyorum, içim acıyor :(

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Çarşamba gündüz tiyatro olması çok güzel,ben de giderdim ama son zamanlarda kendime uygun bir oyun bulamamıştım.Ne güzel yapmışsınız,açıklamalar da çok güzel:)

Berna dedi ki...

Sinem, senin için blogumda bir ödül var kabul edersen :)

Ne zamandır yosun, blogspot yasağından dolayı mı? Her şey yolunda mı?