30 Mart 2010 Salı

Changeling - Sahtekar

1928 yılında Los Angelos'da yaşanan gerçek bir hikayeden yola çıkılarak senaryolaştırılan filmde başrollerde Angeline Jolie ve John Malkovich yeralıyor.

Yönetmenliğini Clint Eastwood'un yaptığı "Changeling" Mayıs 2008'de Cannes Film Festivalinde gösterime girmiş. Film çeşitli dallarda 7 ödül almış.

Filmi nasıl bulduğumu soracak olursanız, kostümler, mekanlar dönemi çok güzel tanımlıyor. Angelina Jolie yüz hatları itibariyle ve saç tasarımıyla 30'lu yıllar kadın modeline çok uygun olmuş. Gerçi o dönemde bayanların taktığı şapkaları takınca yüzünde bir tek dudakları kalıyor gözüken bir de film boyunca kırmız ruju (aşağıda resimde var) ama sanırım bu ruj filmde bir sembol olarak kullanılmış yani bir kadının mücadelesi olduğunu hatırlatmak adına diye düşünüyorum.

Konusuna kısaca değinicem ama Angelina Jolie, karakterin yaşadığı dramı çok iyi yansıtmamış gibi geldi bana. Belkide 30'lu yıllarda kadınlar duygularını çok bastırıyorlardı bilemiyorum. Yani kadının yaşadıkları bir Türk'ün başına gelse yeri göğü yıkardı bence.
Birde film biraz fazla uzatılmış, belki de zamanın karakter üzerindeki etkisi gösterilmek istendi.

Ben de hem eleştiriyorum hem de gerekçe bulmaya çalışıyorum galiba.

Gerçek hayat hikayesi anlatan filmler ilgimi çektiği için bu filmi de beğendiğimi söyleyebilirim.


Konusu ise kısaca şöyle,

Christine Collins birgün işinden döndüğünde 9 yaşındaki oğlunu evde bulamaz ve polise haber verir. O dönem L.A.P.D (Los Angelos Polis Teşkilatı) halkın gözünde yetersiz ve başarısızdır. Kilisenin başrahibi ise vaazlarında ve günlük radyo programında polislerin başarızlığı ve yaptıkları yargısız infazlara dayanarak eleştiri ve muhalefet yapmaktadır.
Aylar sonra polis oğlunu bulduğunu söyleyip kendileri için iyi bir reklam aracı olarak anneyle oğlunu biraraya gelme anına tüm gazetecileri davet eder.

Fakat polisin bulduğu çocuk Christine'nin oğlu değildir. Ne kadar itiraz etse de polis onun şokta olduğunu ve 5 ay içinde oğlunun değişmiş olabileceğini söyleyip olayı örtbas eder.

Christine, sürekli polise giderek onun gerçek oğlu olmadığını ve onu bulmalarını söyler. Polisin hiçbirşey yapmaması üzerine rahiple bir olup basına gider. Polis bu olayın kendilerine zarar getirceğini anladığı için Christine'i durduracak acımasız önlemler alır.
Bu olaylarla paralel olarak  20 çocuğun kaçırılarak öldürüldüğü bir çiftlik bulunur. Bu çiftlikte dayısı tarafından zorla alıkonulan ve çeşitli şiddetlere maruz kalan 15 yaşındaki Sanford, polis tarafından bulunur ve Christine'in oğlununda dayısının öldürdüğü çocuklar arasında olduğunu söyler.


Filmde bahsi geçen tüm olaylar gerçek. Filmin devamında polis teşkilatına ve belediyeye açılan dava, ayrıca "Wineville Chicken Coop" adlı olayın katilinin davasının mahkeme süreçleri yeralmakta.

Dönem itibariyle (1930'lar) LAPD'nin nekadar yozlaşdığı, suç oranını düşürme politikasıyla yargısız infazlar düzenleyip, kumar, fuhuş gibi para kaynaklarını kendi yönetimlerine aldığını, bunun yanısıra polislerin bu haksız tutumlarına karşı gelen insanları nasıl etkisiz hale getirdiklerini gözler önüne seriyor.

7 yorum:

Yemekbahane dedi ki...

Ben bu filmi beğenerek izlemiştim, özellikle akıl hastanesi sahnelerinde içim cız etmişti.Filmin süresi konusuna kesinlikle katılıyorum.
Gemü

ceren dedi ki...

geçen sene çok büyük bi heyecanla ve bazen de sinir olarak izlemiştim bu filmi 2-3 kez. bi daha izleyesim geldi şimdi:)

Imge dedi ki...

Ben de filmi sevmiştim, ama Angelina'yı acılı anne rolüne pek yakıştıramamıştım. Kırmızı ruja da sinir omluştum diye hatırlıyorum..:))

Burcu dedi ki...

izlemedim ama var en kısa zamanda vakit ayıracağım. sinemciğim bu arada blogun gerçekten çok iyi gidiyor, yazılarını keyifle okuyor ve takip ediyorum :))

beenmaya dedi ki...

düşündüm de sahiden de biraz donuk kalmış gibi geldi bana angelina jolie. ama soğukkanlılık da olabilir tabi bu bilemedim :))

Tibet'in annesi dedi ki...

bir anne olarak izlemenin çok can yaktığını söylemişti bir arkadaşım, ben de izlememeye karar vermiştim. nedense hala izlemek konusunda isteksizim???

Sanat Notları dedi ki...

Mügecim senden de kaçmıyor böyle filmler,

Ceren 2-3 kezmi izledin:))

Imge tam dediğin gibi acılı anne gitmiyor Lara Croft'a

Burcucuğum çok teşekkürler, en kısa zamanda görüşürüz umarım

beenmaya, donuk Amerikalılar, öbür annede çocuğuna kavuşunca öyle mel mel bakıyordu zaten

Tibet'in annesi bencede izleme boşver, eğer filmi izlerken kendini onun yerine koyarsan harap olursun:))