25 Ekim 2010 Pazartesi

Sonu Nasıl Bitti?

Haftasonu bizim gibi filmsever sevgili arkadaşlarımızın evinde beraber film seyredelim dedik. Tek tek filmleri tararken biryandan da imdb notuna bakıyorduk. Hepimizin seyretmediği bir film bulmak zaten zorken bir de konusuyla uğraşmadan hoop başlatıverdik bir filmi. Puanının öğrendik ama 7 küsur birşeymiş.

Bir heves oturduk karşısına başladık izlemeye.

Filmin adı Taking Chance ve başrolde Kavin Bacon var. Hbo yapımı olduğunu görünce tamam dedik burdan kötü film çıkmaz.

Konudan bihaber anlamaya çalışıyoruz filmi.

Irak'tan cesetler bayrak kaplı tabutta uçakla Amerika'ya gelir. Kamera ağır ağır tabutların uçaktan inişini gösterir. Bu sırada askerler saygı duruşunda bir nizam beklemektedir.
Sonra Kevin Bacon'un evli ve iki çocuk babası bir subay olduğunu anlarız. Ordunun ceset sayım ve kayıt bölümünde çalışıyormuş.
Savaştan ülkesine gönderilen cesetler ailelerine teslim edilmektedir. Kevin'da kendi memleketlisi bir askerin tabutuna gönüllü refaket edecektir.

Filmin burasında, herhalde dedik bu bir yakını olsa gerek veya memlekete gitmek istemesinin başka bir sebebi var.
Gel gör ki askerin ailesi başka şehre taşınmış, adres değişti. Kevin'da istemeye istemeye kabul etti.

Sonra, cesetlerin ailelerine gönderilmeden önceki hazırlık aşamalarını izledik epey. Yıkandılar, kandan arındılar, yeni üniformalar askeri terzide dikildi, özel eşyaları özenle temizlendi ve Amerika'da bu sürecin acayip planlı ve düzenli işlediğini anlamış olduk.

Kevin ve benzeri refaketçiler tabutlarını sırasıyla teslim aldılar. Teslim alma töreni de ayrı bir saygı ve selam duruş seramonisi.
Neyse Kevin 'in havaalanına gidişi, x-ray'de ceketimi çıkarmam arızası çıkarışı, sonra uçağın bagaj bölümüne tabutun girişine gözlemci olarak gitmesi, bagaj yüklenirken selam duruşu derken Kevin uçağa bindi.

Meğer aktarmalı gidiyormuş, ilk durakta gece olmuştu. Tabutu depoya koydular, ama uçaktan inerken yine selam duruşuyla bekledi inişini, ve ona ayarlanan otele gitmeyip sabaha kadar tabutun başında bekledi.

Sabah oldu, aktarma uçağına bindi. Yine tabutun uçağa bindirilişini selam duruşla gözlemledi, uçağa bindi, yaptığı işi anlayan hostes, ve yanında oturan yolcu, gözyaşlarıyla ona duygularını bildirdiler.

1 saatten fazla süreyle film de ısrarla hiçbirşey olmazken, "biz ne seyrediyoruz acaba" diye bir hisse kapıldık ve hızlı bir müzakere sonucu ivedilikle filmi kapattık.

Uçmuş boyutta bir propaganda filmi olduğunu görmüş olduk. Bir ara Özgür "bu filmi Amerikan askerleri bile seyretmiyordur biz niye seyrediyoruz" diyince hepimiz koptuk gerçekten.

Amerika'nın Irak çıkartmasını ölmüş askerler üzerinden duygu sömürüsüyle haklı çıkarmaya çalışan korkunç yanlı bir film.(seyrettiğimiz kadarıyla).

Ben yine de sormak istiyorum sonuna kadar seyretme sabrını gösteren varsa, sonu nasıl bitti anlatabilir mi?
Niye gönüllü olmuş o askere, vardıklarında neler oldu (muhtemelen yarım saat papazın dualarını göstermiştir), hayır bu kadar seyrettik nereye bağladılar filmi merak ettim:)

7 yorum:

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

İzlemedim ama demekki HBO ya da pek güven olmuyor.

Müge dedi ki...

Filmi izlemedim ama öneri: diğerlerine çaktırmadan izle ve bitir :)))

dışavurum dedi ki...

:) Harikaymış yazının giriş ve gelişmesi, filmin sonu bende de yok malesef :)

thalassapolis dedi ki...

Bazen öyle filmler çekiyorlar ki hani kötü demek bile iltifat gibi benim de öyle son dönemde yaşadığım bir deneyim oldu. Dennis Quaid sevdiğim bir aktör ancak Horsemen -Mahşerin Dört Atlısı- diye anlamsız bir filmi var Dennis Quaid'e yazık.
Keşke hızlıca ileri alıp bakıverseydiniz ;) sevgiler

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Yazının ortalarında; adamlar kendilerince kendi sıkıntılarını göstermişler acaba ıraklılar ne halde diye düşünürken sizinde farkedip filmi iptal etmenize, sevindim birden..:)

Sanat Notları dedi ki...

thalassapolis, bu kadar olur, bu filmi seçmeden önce bir diğer düşündüğümüz filmdi Mahşerin Dörte atlısı, imdb puanı 5 olunca vazgeçmiştik, demek ki ogün hiç şansımız yokmuş, yağmurdan kaçarken doluya tutulduk:)))))

Filmin sonunu izleyen kimse yok sanırım, benim de bünyem kaldırmıyacağı için hızlı bile seyredip bakamayacağım, iyi fikirdi gerçi ama:)) artık belki biri bu yazıyı görüp birgün hayrına yazar:)))
Herkese çok teşekkürler ve selamlar...

thalassapolis dedi ki...

:) gerçekten bu kadar talihsizlik olmaz... iyi ki onu tercih etmemişsiniz, o sanırım izlemeye çalıştığınızdan daha beterdi hele filmde bir Japon kızımız var onun o şeytani rol kesmeleri falan hala sinir bozucu. Sevgiler...